Down Sendromu en sık zeka geriliği sebeplerindendir. Hastalık yalnız zeka geriliğinden ibaret olmayıp yapı anomalileri ve enfeksiyonlara yatkınlık gösterdiğinden çocuk hekimlerini sıklıkla ilgilendirir. Hastalığın başka bir özelliği de en sık rastlanan kromozom anomalisi olmasıdır.
Sıklığı her 700 canlı doğumda 1’dir. Zeka geriliği olan çocukların %10‘u Down Sendromludur. Günümüzde zeka geriliği olan çocuklar içinde Down Sendromluların sayısının artmış olması çeşitli tedavi yöntemleri ile hastaların daha uzun süre hayatta kalmalarından ileri gelmektedir.
Hastalığın nedeni 21 numaralı kromozomun trizomisidir. Trizomik kromozom genellikle serbest olarak bulunmakla birlikte vakaların bir kısmında diğer bir akrosentrik kromozom üzerinde transloke olarak bulunmaktadır. Serbest trizomik Down Sendromu ile translokasyon trizomili Down Sendromu arasında klinik bakımından hiçbir fark yoktur.

İlk olarak Edwards ve arkadaşları tarafından 1960’da bir yenidoğanda tespit edildi. 1:3000- 1:8000 doğumda bir rastlanmakta olup sıklık bakımından Down sendromundan sonra ikinci otosomal kromozom anomalisi sendromudur.
Trizomi 18 ve Trizomi 13 ‘lü çocukların doğum tartıları genellikle düşüktür. Ekseriye göbek kordonu arterlerinden birisi eksiktir. Bundan başka trizomi 18’de sık olarak plasentanın küçüklüğü ve hidramnios gözlenir. Çocuklar genellikle hayatlarının ilk aylarında apne nöbetleri sonunda veya kalp yetersizliğinden kaybedilirler.
İlk olarak Patau ve arkadaşları tarafından 1960’da bulunan bu anomali klinikte Patau sendromu olarak adlandırılmaktadır. Hastalık fenotip olarak uzun zamandan beri tanınmaktadır.
Çocuklar ağır konjenital anomalileri yüzünden doğumda hemen göze çarparlar. Yaşama şansları çok azdır. Hemen bütün hastalar altı aydan önce ölmektedirler.
Turner sendromu oldukça değişken klinik tablo gösteren ve ilk tarif edilen disgenezik gonad, büyüme geriliği, ensede yelelenme ve cubitus valgus’a ek birçok bulguları bulunan bir tablodur. Dişilerdeki ikinci X kromozomunun kısmi veya tamamen yokluğu ile karakterize bir sendromdur. İnsidansı canlı doğan kızlarda 2000’de 1 ile 5000’de 1 arasında değişmektedir. Aslında bu oluşan anomalilerin çok küçük bir oranıdır, çoğunluğu erken düşük olarak kaybolmaktadır (Tahminen bütün konsepsiyonların %1,5’i 45,X’tir). Turner sendromlu hastaların %50’si 45,X karyotipine, %25’i ikinci X kromozomunun yapısal anomalisine, %25’i ise 45,X mozaisizmine sahiptir.
X kromozomu için monozomi, gametlerden birine seks kromozomu katılmasında eksiklik veya erken embriyo aşamasında zigottan seks kromozomunun kaybı ile meydana gelir. 45,X karyotipinin en sık nedeni gamete seks kromozomunun eklenmesindeki başarısızlıktır. 45,X karyotipine sahip hastaların %70-80’i seks kromozomuna sahip olmayan sperm tarafından gebe kalırlar. Erken embriyoda seks kromozomunun yokluğu 45,X mozaisizminin sebebidir.
Turner sendromu ileri anne veya baba yaşı ile ilişkili değildir. Her ne kadar ailesel tekrarlar olsa da Turner sendromu genellikle sporadiktir ve de daha sonraki gebelikler için tekrar görülme riski fazla değildir. Eğer, fetal ultrason bulgularına dayanarak (örneğin: kistik higroma) Turner sendromundan şüphelenilirse koryonik villuslardan veya amniyositlerden elde edilen hücrelerden fetal karyotipleme ile tanı doğrulanmalıdır. Turner sendromlu çok az hastada spontan menstrüasyonla gebelik rapor edilmiştir. Yeni nesilde 1/3 oranında konjenital kalp hastalığı, Down Sendromu, Spina bifida gibi konjenital anomaliler görülür. Konjenital anomaliler için bu artmış risk oranının sebep veya sebepleri henüz tanımlanmamıştır.
İnsanda ilk tanımlanan cinsiyet kromozomu anomalisidir. İnsidansı her 1000 canlı erkek doğumunda 1’dir. Sendrom 1942’de Klinefelter tarafından testiküler disgenezi, idrarda yüksek gonadotropin ve jinekomasti olarak tarif edilmiştir. Klinefelter sendromluların %80-90’ında 47,XXY karyotipi bulunur. Strüktür anomalileri [47,X,i(Xq)Y; 47,X,del(X)Y] nadirdir. Bunlarda bir normal X kromozomu yanı sıra bir anormal X bulunur. Klinefelter’lilerin %10 kadarında ise çeşitli mozaikler bulunmaktadır, bunların en sık rastlananı 46,XY/47,XXY’dir.
Diğer mozaikler :
   46,XX/47,XXY
   45,X/46,XY/47,XXY
   46,XY/48,XXXY
   47,XXY/48,XXXY
Mozaiklerde XY hücrelerinin bulunması genellikle bulguların hafif olmasına hatta bir kısmının fertil olmasına imkan vermektedir. Genellikle Klinefelter sendromlular infertildirler ve klinikte ilk tanımlanmaları sıklıkla bu nedenle olur. Çocuğu olanlar ise çok genç yaştadır ve bunlarda dejenerasyonun puberteden sonra oluştuğu sanılmaktadır. Tipik olarak hastalar normal zekalı veya hafif geridirler. Hipogonadizme ait belirtilerin ortaya çıktığı puberteye kadar, fiziksel olarak normal görünürler. Puberte normal zamanında olur, ancak testisler küçüktür ve ikincil seks karakterleri az gelişir. Psikoseksüel yönden erkektirler.
Kromozomlar üzerindeki belirli bölgelerde genellikle rutin sitogenetik tekniklerle görülemeyecek kadar küçük olan delesyonlar sonucu ortaya çıkan klinik tablodur. Ortaya çıkan fenotip delesyona uğrayan segmentteki birçok ardışık genin eksikliğinden kaynaklandığı için bu hastalıkların çoğuna ardışık gen sendromu adı verilmektedir. Diğer delesyon sendromlarında, delesyona uğrayan büyük bir bölge olsa da, fenotip belirgin olarak sadece tek bir genin eksikliğine bağlıdır. Eşit olmayan rekombinasyondan kaynaklanan delesyon veya duplikasyonlar FISH tekniği veya moleküler analizler ile tespit edilebilir. Mikrodelesyon/ Mikroduplikasyon Sendromlarına örnekler;

Hastalık

Yerleşim

Tip

Smith-Magenis Sendromu

17p11.2

Delesyon/Duplikasyon

Prader-Willi/Angelman Sendromu

15q11-q13

Delesyon

Williams Sendromu

7q11.23

Delesyon

DiGeorge Sendromu

22q11

Delesyon